sagliginiz-icin-bu-hatalardan-uzak-durun!-#manset

Sağlığınız için bu hatalardan uzak durun!

Farkında olmadığımız kimi davranış ve alışkanlıklar sağlığımıza zarar verebiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Halil Öztürk, “hangi davranış ve alışkanlıklar hangi sağlık sorunlarına yol açar” konusunda dikkat çekici bilgiler veriyor:

Uz. Dr. Halil Öztürk

Uz. Dr. Halil Öztürk

* Uzun süre gürültülü ortamda bulunmak: Gürültülü ortamlar, yüksek sesle müzik dinlemek, ani ve şiddetli sesler iç kulak yapılarını geri dönüşümsüz olarak bozabiliyor. Kulaklıkla müzik dinlerken sesin 80-90 desibeli aşmaması ve süre olarak iki saati geçmemesi öneriliyor.

* Hareketsiz olmak ya da aşırı egzersiz yapmak: Düzenli egzersiz yapmak sağlığı birçok açıdan olumlu yönde etkiliyor. Bunu yapınca kalp – damar hastalıkları, diyabet ve kanser riski azalıyor. Haftada en az 150 dakika kalp hızını artıracak yürüyüş, bisiklete binme gibi aerobik egzersizler haftada 1-2 gün de kişiye uygun ağırlık kaldırma hareketleri öneriliyor. Ancak aşırı egzersiz yapılması halinde ortaya istenmeyen etkiler de çıkabiliyor. Kas ve eklemlerde zorlanma ve yıpranma, hormon dengesizliği, bağışıklık sisteminde zayıflama gibi sorunlara uzun süre yapılan ağır egzersiz sonrası rastlanabiliyor.

* Uzun süredir kullanılan ilaçları aniden kesmek: Kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların birdenbire bırakılması vücutta ani tepkilere yol açabiliyor. Özellikle hipertansiyon, kalp hastalıkları ve nörolojik hastalıkların tedavisinde verilen ilaçların aniden kesilmesinin ciddi sonuçları olabileceğine dikkat çekiliyor.

* Vitamin ve destek ürünlerini kontrolsüz kullanmak: Son yıllarda sayıları gittikçe artan destek ürünlerinin uzun süreli ve doktor kontrolü olmadan kullanımı istenen etkinin tam tersini yapabiliyor. Vitamin ve minerallerin vücudumuzda birikim özelliği dikkate alınmadan yüksek dozda ve uzun süreli kullanımı kaş yapayım derken göz çıkarmaya neden olabiliyor. Bu tür ürünleri almadan önce hastanın doktoruyla görüşüp, gerekli tetkikleri yaptırması ve ihtiyaca uygun desteklerin kullanılan diğer ilaçlarla etkileşimi konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor.

* Bilinçsiz klima kullanmak: Sıcakta gevşeyen kaslar aniden uzun süre soğuk ortamla karşılaşınca yaygın kas ağrıları ve kas tutulmaları yaşanıyor. Ani ısı değişimi vücut direncini olumsuz etkileyince viral enfeksiyonların sıklığı artıyor. Klima filtrelerinin temizlenmeden kullanılması ile küf, mantar ve diğer allerjenlerin solunum yollarını etkilemesi kaçınılmaz hale geliyor. Temizlenmeyen klimalarda bulunabilen “Legionella pneumophila” bakterisi akciğer enfeksiyonlarına yol açabiliyor.

* Yetersiz uyku: Uyku, mental ve fiziksel sağlık için çok önemli bulunuyor. Uyku yetersizliğinde; Halsizlik, anksiyete, dikkat bozukluğu ve depresyonla daha sık karşılaşılıyor. Bu durumda bağışıklık azalacağı için enfeksiyonlara yatkınlık artıyor. Fiziksel stresin de artması hipertansiyon, kalp ve diyabet gibi hastalıkların kontrolünü zorlaştırıyor.

* Az su içmek: Vücudun yaklaşık ⅔ ü sudan oluşuyor. Su, başta böbreklerin toksik maddeleri kandan uzaklaştırabilmesi olmak üzere tüm hayati işlevler için gerekiyor. İhtiyaç duyulan günlük su miktarını kişinin fiziksel özellikleri, mevsim, ortam sıcaklığı gibi faktörler belirlese de ortalama tüketimin günlük 1.5-2.5 litre arasında olması öneriliyor.

* Kısa sürede fazla alkol tüketmek: Kısa zamanda fazla alkol tüketimi, sindirim sisteminin zarar görmesine, mide kanamalarına, karaciğer hasarına hatta alınan miktara bağlı olarak alkol komasına bile neden olabiliyor.

* Aşırı temizlik ürünü kullanmak: Ev temizliğinde kullanılan kimyasal maddeler, akciğer ve cilt sağlığı için tehdit oluşturabiliyor. Bu maddelerin fazla kullanıldığı ortamlardaki havanın solunmasının akciğer fonksiyonlarında azalmaya yol açtığı belirtiliyor. Özellikle sprey ürünlerde bunun daha belirgin olduğuna dikkat çekiliyor. Çeşitli kimyasal maddeler kullanılarak yapılan temizlik esnasında ortamın havalandırmasına dikkat edilmesi ya da toksik etkisi olmayan doğal ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.

* Uzun süre güneşte kalmak: Ozon tabakasının zarar görmesi ile güneşin ultraviyole ışınlarının zararlı etkileri arttığı için koruyucu kullanmadan uzun süre güneşe maruz kalmak cildin erken yaşlanmasına ve cilt kanserlerine davetiye çıkarıyor. Güneşte uzun süre kalmak hipertansiyon hastalarında ani tansiyon yükselmeleri ile beyin kanaması riskinde artışa da yol açabiliyor.

* Masa başında hareketsiz oturmak: Masa başında uzun süre hareketsiz kalmak omurgaya binen yükü artırıyor. Oturma esnasında omurgaya binen basıncın ayakta durma ve uzanmaya oranla daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bunun sonucunda boyun, sırt ve bel ağrıları kaçınılmaz hale geliyor. Toplardamardaki dolaşımın zorlanması ise kronik venöz yetmezlik ve varis oluşma riskini artırdığı için, hareketsiz geçen sürenin bir saati geçmemesine dikkat edilmesi gerekiyor.

* Bilinçsiz mantar tüketimi: Özellikle bahar aylarında doğadan toplanan mantarların tüketimi karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor. Zehirli mantarın bir tanesi bile kişiyi karaciğer yetmezliğine, ağır karaciğer komasına, tedavi edilmediğinde ise ölüme götürebiliyor. Mantar tüketildikten sonra mide bulantısı, kusma, ishal, ateş, giderek artan şuur kaybı gibi ilk birkaç gün içerisinde gelişebilen belirtiler görülüyor. Bu dönemde müdahale edilmesi hayati önem taşıyor.

* Uyumadan önce yemek yemek: Gece yatma saatine yakın yemek yemek sindirimi güçleştirip, reflüye yol açabiliyor. Tüketilen besinler, alınan kaloriler harcanamayacağı için yağ olarak depolanıyor. Uyku öncesi yemek, tansiyon yüksekliği ve kalp hastalığı olanların şikayetlerinde de artışa yol açıyor.

* Ağır çanta taşımak: Uzun süre ağır ve tek taraflı taşınan çantalar boyun, omuz ve bel ağrılarına yol açabiliyor.

* Tuz tüketimine dikkat etmemek: Önerilen günlük tuz tüketimi günde 5 gr. iken ülkemizde bu miktar 15 gramı buluyor. Fazla tuz alımı ödem oluşumuna yol açıyor, tansiyonu yükseltiyor, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor, böbrek fonksiyonlarına zarar veriyor, kemik erimesine zemin hazırlıyor. İdrarla kalsiyum atılması fazlalaşınca böbrek taşı oluşum riski de yükseliyor.

* İşlenmiş gıdaları fazla tüketmek: Katkı maddeleri ve koruyucularla dolu olan işlenmiş gıdalar kronik enflamasyonu artırıp, diyabet, hipertansiyon, obezite, kalp hastalıkları ve kansere kadar birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Şarküteri ürünleri, hazır yiyecekler, tuzlu tatlı atıştırmalıklar ve unlu mamuller ile konserveler bu örnekler arasında bulunuyor. Bu ürünler; kalori, sodyum ve şeker bakımından yüksek olmakla kalmayıp aynı zamanda ekstra içerikler ve kimyasallarla da barındırıyor.

* Bitkisel ürünleri bilinçsiz kullanmak: Bilinçsiz kullanılan bitkisel ürünler, başta böbrek sağlığı olmak üzere genel sağlığı ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Ayrıca böbrek tedavisi gören hastaların kullandığı bazı ilaçlar da bitkisel ürünlerle etkileşime girerek vahim sonuçlara yol açabiliyor.

By admin

Yorumlarınızı merak ediyoruz lütfen bir yorum yapın